Posts Tagged ‘ANKARA’

PostHeaderIcon 19 MAYIS 1919/19.05.2016

19

19 Mayıs 1919… GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI. Bando sesleriyle uyanmak, şiir dinletileri ile uyanmak istiyoruz. Coşkuyu hissetmek bugünün gençlere armağan edilişinin kutlanmasını istiyoruz. Ankara 19 Mayıs Stadında eskisi gibi dört bir yandan gelen okulların gösterilerini izlemek istiyoruz.

23 Nisanlar, 29 Ekimler, 30 Ağustoslar, 19 Mayıslar UNUTULMAMALI… Köşeye çekilip sineye çekmemeliyiz. Annem anlatır her 19 Mayıslarda nasıl gösteriler ve şovlar hazırlandığını. Her zaman ileriye dönük olmamız söylenir söylenmesine de bu sefer zaman kavramında geçmişe gitmek ve örnek almak daha iyi… Geçmişe özlem var. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon YERLİ MALI!!!

çin malı

YERLİ MALI!!! Yerli malı Türk’ün malı derdik ilkokul ortaokul sıralarında. Şimdi mi? Yerli malı Çin’in malı oldu. Herkes bangır bangır bağırıyor yerli malı alın paramız yurdumuzda kalsın,  istihdam artsın diye, sanırsam yalandan çığırtkanlık yapıyorlar. Söylemek için mi !?…  Keşke her şeyin üretimini kendi ülkemizde gerçekleştirsek ve işsizlik sorununu yarıya indirsek. Ama olur mu hiç öyle şey.! Çin dururken… Bizim ülkemizde hem maliyet hem de işçilik yüksek meblağlarda. Kim daha fazla para ödemek ister ki değil mi demiyorum, kendi yurdunda hesabını kitabını yap ona göre üret. Hem ülke kalkınsın hem de açlık oranı azalsın. Hırsızlık gasp azalsın. Kim ister genelevlerde çalışmak, hırsızlık,  gasp yapmak … (Kafadan kontak olup zevk için yapanlardan bahsetmiyorum.)

Galeyana gelmem ve bu yazıyı yazmamı tetikleyen son nokta, bindiğimiz Ankara metrosunun vagonlarının bile” MADE in CHİNA” yani Çin’de üretilmiş olduğuna şahitlik etmem oldu.  Önemli nokta Çin malı olması değil, Çin’de üretilmiş olması. Yukarıda yazdıklarımı nasıl da özetliyor değil mi? Gel de sinirlenme. Devlet büyükleri bile Çin’de mal üretip ülkemize getiriyorsa söylenecek bir şey kalmıyor. Ancak tepkisiz de kalmamalıyız, hem yerli mal alın diye halka uyarılarda bulunun hemde gidin üretimi Çin’de yapın. Ne alemsiniz …

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon GÜVEN-PARK (+13 YAŞ)

“Atam Atam sen kalkta ben yatam “diye boşuna demiyor büyüklerimiz. Baksanıza yaşanılanlara! Neler oluyor ülkeme? Terör, terörizm ben kendimi bildim bileli vardı, vardı da ortam böyle değildi. En güvenli yer bir ilkokulu öğrencisine sorsanız bile alacağınız cevap Ankara olurdu. Şimdilerde ise bombalar, ölüler, yaralılar ile anılmaya başlandı Ankara’m. Bir tek Ankara olsa İstanbul, İzmir ve diğer büyük şehirlerimizde yaşayan herkes diken üstünde. Korku üstüne korku yaşıyoruz. Ne zamana kadar devam edecek?

Hepimiz aynı ülkenin insanı değil miyiz! Hepimiz aynı bayrak altında yaşamıyor muyuz! Neyin kavgasıdır? Kiminle derdin var ise git onunla hallet, git onunla külahları değiş. Sen ne istersin ki iki lokma için kestane, limon satandan, çöp toplayandan, memurdan, esnaftan, şoförden, öğretmenden, askerden, polisten… Ne istersin a kardeş! Keşke ölmeden öncede bir mektup bırakıp kimden, neden, ne istedin ve niye yaptın bu saldırıyı diye yazsan da bizde okusak ve bilsek amacını. Kimden neyin hırsını almak istiyorsun öğrenmiş olurduk. Kurunun yanında yaş da yansın misali. Ne istersin masum insanlardan, ne istersin evine ekmeğini götürmek için harıl harıl çalışandan. Kimlerin canları yandı, kimlerin ocağına ateş düştü kim bilir. Her an korku panik içinde yaşamak. Aman şurada olmayın aman buraya gitmeyin aman ha… Tembihler uzuyor. Evden çıkarken ya eve geri dönemezsek ile yaşıyoruz ve böyle olmasını mı istiyorlar acep. Korku salmak mı amaç. Kimse evinden çıkmasın mı? Eğer böyleyse niye devlet büyükleri çıkın gidin evinizde durmayın diyor? MEÇHUL… Kızılay’ın kalbi GÜVENPARK’ta olanlar! Kim öldü, kim zarar gördü, kim yaralandı; evine gitmek isteyen otobüs bekleyen masum insanlar. Ki eğer içlerinden birine garezin varsa git onu patlat be kardeşim. 

Bugün GÜVENPARK taksi durağından bir taksi şoförüyle sohbet ettik ve sordum sende olay sırasında orada mıydın diye ” yok abla ben o saatlerde eve gitmiştim benim mesaim bitmişti. Ama bizim değnekçilerden biri oradaymış ve tam önüne kollar, bacaklar ve hatta kopmuş kafalar düşünce ve bombanın sarsıntısıyla adam bayılıvermiş olduğu yere. 2 hafta oldu hala raporlu, psikolojisi uçmuş, işe falan başlayamadı. Eğer otobüs araya girmeseymiş 100 den fazla can kaybı olurmuş. Bomba yüklü araç parkın içine kadar dalmayı düşünmüş tam o sırada araya otobüs girince, bombacı panik yapmış ve patlatmış derken olanlar otobüsün içindeki ve çevresindekilere oldu. Allah esirgesin” dedi. Ne cevap vereceğimi bilemeden sadece adamın suratına baktım o an dilim düğümlendi 🙁 Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon KARİZMA DEDEDEN NİNNİLER

26

 

Çok şanslı bir jenerasyonuz. Sevgiyi sonuna kadar yaşıyoruz. Seviliyor ve seviyoruz. Eskiden ki eski dediğimde babamın annemin zamanından bahsedeceğim, derler ki “ah ah bizim zamanımızda büyüklerin yanında bile oturamazdık. Anamız babamız kucaklamaz, sevgi seli gösterilerinde bulunmazdı” diye. Ben şanslıyım ki benim oğlum dahada şanslı. Çok şükür anneanne, dede, babaanne, büyük baba, dayılar, amca, yengeler… Herkes paşanın etrafında pervane. Huzurlu, sevgi dolu, pozitif enerji ile büyüyor oğlum. Hatta kendi yaşıtlarında bir bebek yada çocuk gördüğünde hemen sarılmaya çalışıyor.

“Aman, bebeğini kucağa alıştırma!” diyenler, sözüm size: Pardon da 18 yaşına geldiğinde mi kucağıma alayım?! Kucağıma da aldım, bol bol öptüm de, bol bol kucakladım da, sıkı sıkı sarıldım hatta babacık, ben ve oğlum üçümüz beraber de yattık oh sefamız olsun. Hem eşim hem ben hem de oğlumuz mutluyuz. Her anımızı dolu dolu yaşamaya çalışıyoruz.

Oğlumun bir karizma dedesi var ki Allah her bebeğe nasip etsin. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon THE BOMBA…(17 ŞUBAT 2016)

<<<<< 17 şubat 2016. Şubat ayının ortasındayız ama bahar havası var dışarıda. Perdeyi açtığım anda içeriye güneş göz kırptı. Güne güzel başlamak enerjik başlamak buna denir. Kahvaltı hazır çanlarını çaldım. Eşimi ve biricik bebeğimizi öpücüklere boğarak uyandırdım. Okul ve işe yetişme hazırlıklarımız hızlandı derken bebeğimi servisi bindirmeden önce “canım benim, annen seni çok seviyor. Akıllı, uslu bir çocuk ol. Babanı ve büyüklerine saygılı ol ve üzme onları. Annen seni hep sevecek” dedim, demesine de( neden bu kelimeler döküldü dudaklarımın arasından anlam veremedim ) bebeğim yüzüme garip garip bakakaldı ve “anneciğim bende seni çok seviyorum. Sakın beni bırakma. Sanki gidecekmiş gibi konuşuyorsun,gitme!” gözlerim doldu ama göz pınarlarıma laf geçirebildim ve sımsıkı sarıldım bebeğime. Eşimi de yolcu ettikten sonra sıra bana geldi ve yollara revan oldum. Kulağımda mp3 çalarım ve çalan şarkı “bugün benim doğum günüm” 🙂 Mutluyum, huzurluyum. Ama yine de derinlerde bir yerlerde bir hüzün kaplı yüreğimde. Halbuki bugün benim doğduğum gün ve akşama bebeğim ve eşimle kutlama yapacağız.

Zaman geçmek bilmedi iş yerinde. Güzel olan hava bir anda karabasan gibi çökmeye başladı, saatler ilerlerken. Bir an önce evime gitmek istiyordum.

Nihayet mesaim bitti. Koşa koşa servisime gittim. Karabasanı kovdum yeniden yüzüme gülücüğümü kondurdum eve gitmek için hazırdım. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail
Son Yorumlar
    Facebook
    Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
    Reklam