PostHeaderIcon KIRMIZI ELBİSELİ MİNİK KIZ

nazlı berrak gönül

Dede, babaanne, büyük anane, teyzeler, yengeler, kuzenler, komşu çocukları, anne, baba, beşikteki küçük erkek kardeş veeeee anne karnından izleyici olarak katılan en küçük erkek kardeş….

Adını annesi doğumda sayıklamış; BERRAK kızım kızım kızım diye ve Berrak 1982 yılında dünyaya gözlerini açmış. Babaanne NAZLI kızım demiş ve son olarak adı NAZLI BERRAK; kırmızı elbiseli dedesinin kucağında 3.yaş günü için, biricik dünyalar güzeli annesinin elleriyle ve sevgi dolu yüreğiyle hazırlamış olduğu pastanın mumlarını üflerken… Gülen gözler, şaşkın ifadeler ve havada ki mutluluğun sofraya yansımasının kanıtı bu resim.

Limonatalar, kıymalısından peynirlisine – peynirlisinden patateslisine çeşit çeşit börekler, şekil şekil kurabiyeler, tuzlusundan tatlısına çörekler, patates salatası, rus salatası, kalem gibi sarılmış yaprak sarmalar ve kocaman içi muzlu üzeri çikolatalı üç mumlu yaş pasta , sofrayı nasılda şenlendirmiş.

Zaman nasılda geçiyor… Mutfakta yuvarlak masamızın etrafında yemek savaşları yaparken bir anda ara verip dalardık enginlere; hayal kurardık bir büyüsek, okullara gitsek ve Ankara da yaşasak. Ordu’nun ilçesi, Fatsa’nın tatil kasabası olan BOLAMAN’ da çocuk olduğumuzu hissettik. Çiftlikte atlarla, kuzularla, tavuklarla iç içe; deniz kenarında kirletilmemiş masmavi denizinde yüzerek, kumdan kale yaparak doya doya yaşadık çocukluğumuzu. Taş duvarlardan yapılmış yan yana, dip dibe apartman binalarında sıkışıp kalmadık. Ta ki okul çağımız gelene kadar. Canımız kanımız bitanecik annemiz mutfakta ki yuvarlak masamızda yemek yerken, bir akşam; ‘ hadi çocuklar Ankara’ya teyzenizin(dünyalar tatlısı, fedakarımız, teyzoşumuz) yanına gidiyoruz’ dedi. İki bavul ile Ankara yolculuğumuz başladı. Babamın veya annemin işi yoktu ve geri dönüşte yoktu çünkü üç yavrusu da okuyup bu memlekete yararlı olacaklardı. Teyzoşumuz (annemin teyzesi) hep korudu kolladı bizi ve babamın- annemin de işi oldu. Büyüdük, okullarımıza gittik ve annemizin babamızın yüzünü düşürmedik. Vatani görevler de yapıldı. Hayırlı üç evlat yetişti. Şimdi dönüp bakıyorum da bu resme, o sofrada ki mutlu yüzler gülen gözler hala devam ediyor ama bu sefer beşikteki bebek ,anne karnında ki bebek ve kırmızı elbiseli minik kız büyümüş ve onlar anne babasının doğum günlerini kutluyor …

Orda bir köy var uzakta, benim memleketim; mis kokulu çiçekleri, temiz havası, penceremin ardından beni çağıran masmavi denizi… Oyunlar oynadık, kavgalar ettik, hayaller kurduk üç kardeş. Çocukluğumuzu yaşadık ve bildik.

 

NEDEN KIRMIZI? 

Yukarıda özetlemiş olmalıyım neden KIRMIZI renk hayatımın en özel en güzel günlerinde eşlik etti ve hala da evimin birçok köşesinde, eşimin ve benim kıyafetlerimde eşlik etmeye devam ediyor. Yukarıda yazılı olan kısa hikaye ile ALLDECOR dergisinin düzenlediği EMSALSİZ SOFRALAR YARIŞMASINDA birinci olup 12 kişilik emsan yemek takımı kazandım ki o sene evlenecektim ve bir tek eksiğim yemek takımı idi. Taşınırken kırılmasın diye annem en son yemek takımımı alacaktı ki gerek kalmadı.4 yıllık evliyim ve her yemek takımımı kullandığımda kırmızı elbiseli minik kız oluyorum ama bu sefer ben misafir ağırlıyorum.

17.01.2016

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

Yorum Yazabilirsiniz

Son Yorumlar
    Facebook
    Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
    Reklam