PostHeaderIcon İSTİKLAL MARŞI

 

istiklalmarsi-ataturk-gencligehitabe-500x500

 

İstiklal Marşı… Nice şehitler verildi bu vatan uğruna ki hala nice ocaklara yangın düşüyor, yürekler dağlanıyor kim bilir kim bilir…

İlk öğretmenim ANNEM. Her şeyin ucundan öğretti bana. Okumayı yazmayı bilmezken dualar ezberletti, istiklal marşını öğretti. İstiklal Marşı okunduğunda nerede ne şekilde olursak olalım hazır ol da durmamız gerektiğini öğretti.

Canım annem, şiir nasıl okunur, nasıl duygu katılır ve topluma nasıl kendimi dinlettiririm onu öğretti. Boş boş değil duyguyla, heyecanla, şevkle, el kol hareketleriyle şiirin içinde yaşamayı ve o duyguyu yaşayarak okumayı öğretti.

Sıra bende! Benimde bir oğlum var. Bir çocuk ailesinden ne görürse hafızasına kazıyor, hele ki küçük yaşlarda sünger gibi emiyor bilgileri, öğretileri.

Kahvaltımızı yaptık ve anneanneye gitmek için yola koyulduk. Anneannenin evinin karşısında ilköğretim okulu var. Neşe doluyor insan, onların heyecanına şahit oldukça. Bugün 26 şubat, okullarda özel bir kutlama varmış. Anneannemize doğru giderken mikrofonda bir ses bağırarak “şimdi saygı duruşu arkasından İstiklal Marşı” dedi; koşa koşa sürdüm bebek arabasını ve okulun demirli duvarının önüne park ettim. Oğlumu arabasından indirdim ve önce saygı duruşunda durduk ve sonrasında İstiklal Marşını söyledik(henüz konuşamıyor ancak can kulağıyla hareketsizce dinledi). Sanki her şeyi anlamış gibi oğlum hiç kımıldamadı ki mümkün mü Alvin’in arabadan inip serbest kaldığında yerinde durması! Benimle beraber hazırolda durdu. O an gözlerimin önüne Alvin geldi; büyümüş ve çıkmış kürsüye annesi gibi bağıra bağıra, hissederek ve hissettirerek İstiklal Marşını şiir gibi okuyor… Göz pınarlarıma hakim olamadım ve başladım ağlamaya. Allah’ tan güneş gözlüğüm vardı da Alvin ağladığımı çakmadı. Yoksa üzülürdü.

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.
Çatma, kurban olayım, çehrene ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... Ne bu şiddet, bu celal?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal.
Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim: Bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam taşarım.
Garb'ın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
''Medeniyet!'' dediğin tek dişi kalmış canavar?
Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
Bastığın yerleri ''toprak!'' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.
Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.
Ruhumun senden İlahi şudur ancak emeli:
Değmesin ma'bedimin göğsüne na-mahrem eli;
Bu ezanlar -- ki şehadetleri dinin temeli --
Ebedi, yurdumun üstünde benim inlemeli.
O zaman vecd ile bin secde eder -- varsa -- taşım;
Her cerihamda, İlahi, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-i mücerred gibi yerden na'şım!
O zaman yükselerek Arş'a değer, belki, başım.
Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk'a tapan, milletimin istiklal.
Mehmet Akif ERSOY
Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

Yorum Yazabilirsiniz

Son Yorumlar
    Facebook
    Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
    Reklam