Archive for the ‘Genel’ Category

PostHeaderIcon GENİŞ AİLEM İLE TATİL

 

Geniş ailem ile tatil bir harikaydı. On gün nasıl da çabuk geçti! Halbuki bir senedir dilimizdeydi tatil. Ne zaman gideceğiz, nereye gideceğiz, nasıl gideceğiz derken o gün geldi de geçti bile… Güzel anılar biriktirdim belleğimde, yüreğimde.

Oğlum geçen sene ki tatilden sonra her ay hiç aralıksız “ne zaman tatile gideceğiz? Ne zaman denize gideceğiz?” sorularının ardı arkası kesilmedi. Sürekli anneannesinin yakasından düşmedi ve sonuç olarak ALVİN EGE kazandı ve o tatile gidildi. Alvin sayesinde bizlerde tatil yapmış olduk 🙂

Anneanne, dede, teyzeler hep beraber harika bir tatil bıraktık geride. Teyzemler (Gönül ve Tülay teyzem annemin teyzeleri . Varın siz düşünün yaşlarını) kırmadı bizleri ve torunlarının torunu yani DÖRT NESİL olarak tatildeydik.

İki çocuklu olmak GÜRÜLTÜ demek, SEVGİ demek, HEYECAN demek, AĞLAYIŞLAR demek, KAHKAHALAR demek, BAĞRIŞMALAR demek, ÜMİT demek, BEKLEYİŞ demek, SABIR demek…

Unutamayacağım bir kaç anımı buradan sizlerle paylaşarak ölümsüzleştirmek istiyorum. Kızım YAŞAM SU, henüz 2 yaşına yeni girecek ve denizden haliyle biraz ürktü. Genelde deniz kenarı tercihi oldu. Kovası, küreği, tırmığı, şapkası ile kendisince eğlendi ve EĞLENDİRDİ 🙂 Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon ŞU’AN VARIZ!!!

ŞU’AN VARIZ, ötesi yok! Bilinmezlikler ile yaşıyoruz. Ne zaman, nerede, nasıl öleceğiz bilmiyoruz. Doğmak kadar ÖLMEK de var. Anı yaşamak, anda kalmak önemli. Şuan var ve bunu doyasıya yaşamak var. Sevmek, sevilmek, tadına varmak, mutlu olmak ŞU’AN  var. Yarın değil, saniyeler sonra neler olacağını bilmiyoruz ki!

Ne kadar ömrümüz var? Kaç yaşına kadar nefes alacağız? Son nefesimizi ne zaman teslim edeceğiz? Gözlerimizi hayata ne zaman yumacağız? Ne zaman beyazlara sarılıp ruhumuzu teslim edeceğiz? Tüm bu soruların cevabını bilseydik ve ona göre yaşasaydık nasıl olurdu? Sanırsam hiçbir şeyi ERTELEMEZDİK değil mi? Atalarımız ne demiş “BUGÜNÜN İŞİNİ YARINA BIRAKMA”!

Bende diyorum ki: “ÜŞENME, ERTELEME, VAZGEÇME! ÇOK GEÇ OLABİLİR!” Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon WC-TUVALET!!!???

Anadilimiz TÜRKÇE, ülkemiz TÜRKİYE. Ben de Türkiye sınırları içinde yaşayan bir vatandaş olarak anadilim Türkçe. Yan dil olarak elbette öğrendiğim ve sempati duyduğum diller var. Güzel ülkemde dil, din, ırk, mezhep gözetmeksizin bir arada yaşamaya çalışıyoruz. Bölünmeden bir bütün olarak!

Marketlerde, bakkallarda, avmlerde veya aklınıza gelebilecek bir çok yerde anadil Türkçe olarak açıklama yazılır ancak uluslararası olsun ve Türkçe bilmeyen vatandaşlar için de opsiyon yaratılarak farklı ülkelerin kullandığı dillere çevirmeler yapılır. Her hangi bir teknolojik alet olsun, yiyecek içecek olsun hepsinin arkasında Türkçe açıklaması yer alırken ikinci ,üçüncü hatta beşinci dile çevirme yapılmış açıklamalar bulunur. Bir itirazım yok elbette.

Bu paragrafa kadar yazdıklarımda bir sıkıntı ya da göze batacak bir konu yok. Ta ki geçen gün bir otelin TUVALETİ ile yüzleşinceye kadar. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon BAR PSİKOLOĞU/FERHAT AYDIN

İlginç bir başlık olduğunun farkındayım 🙂 Bar psikoloğu “FERHAT AYDIN”. 17 mart 2019 pazar günü “ETKİN KAMPÜS-ANKARA” etkinliği olan “Psikoloji ve Gelişim Zirvesi” seminerine katıldım ve hayatımdaki iyikilerimden biri oldu. İki bebek ile bu tarz organizasyonlara katılmam benim için bulunmaz bir nimet oluyor. Beş katılımcı ve beş farklı kendine has konu başlıklarının olması dikkatimi çekti. Ancak konuşmacılar hakkında pek bir bilgim olmadığı gibi araştırma yapacak vaktim de olmadı, malum iki bebek 🙂 Nasıl olsa gittiğimde tanışacak ve onlar hakkında bilgi sahibi olacaktım. (Aslına bakarsanız pek de huyum değildir araştırma yapmadan gitmek, oldu bir kere)

Konuşmacılardan birinin parantez içinde yazan mesleği dikkatimi çekti; “BAR PSİKOLOĞU”. Tamam anladım da! Da sı var, acaba cidden psikolog mu yoksa kendi edindiği deneyimler ile kendini geliştirmiş biri mi soruları epey bir beynimin içindeki hücreleri kurcaladı. Psikolog ise bar da ne işi var? Ohooooo okuyunca yazdıklarımı, anlayacaksınız niye barlara düşmüş 🙂 Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon FALA İNANMA! FALSIZ DA KALMA :)

Fala inanma, falsız da kalma 🙂 Bildiğim ve anladığım tek fal TAROT KARTLARI ile bakılan fal. Tarot kartlarına sempatim de iskambil kağıtlarına benziyor olması 🙂 İskambil kağıtları ile oynanan bir çok oyunu bilmem ve ilgi duymam, tarot kartlarını sevmeme ve anlamama yardımcı oldu. Gerçi sonradan öğrendim ki tarot kartları ile fal bakmanın da bir raconu varmış. Kart seçiminin hangi el ile yapılması gerektiğinden, kartların enerjisi olduğundan tutun da daha neler neler. Ben kendi çapımda eğleniyormuşum. Öyle fala inanan ya da fal baktıran biri de değilim(arkadaşlar arasında gırgır şamata olsun, sohbet olsun misaliydi benimki). Bir çok arkadaşım ballandıra ballandıra anlatırlardı “ayol falda şu çıktı, fal da bu çıktı. Fala inanmıyorum ama kahve falına bakan kişi yaşadığım şeyleri bir bir ortaya döktü” cümleleri ile beynim yıkanmış olsa gerek ki merakıma yenik düştüm.

Yıllar yıllar önce (ben genç iken derler ya o misal ) arkadaşımın aklına uydum. Kahve falı baktırmaya karar verdim. Meğersem öyle çat kapı gidip olmuyormuş. Kahve falı baktırmak için önce randevu almak gerekiyormuş. Çok yoğun çalıştıkları için kendisine uygun bir tarih veriyormuş. Hadi eğlence olsun diye kabul ettim. Arkadaşım arayıp randevuyu aldı. O tarih, kapının zilini çaldığında yapmamız gereken kafeye gidip bir Türk Kahvesi içmek ve fincanı tabağa ters çevirmek. Kahve fincanı soğuyup sıranız geldiğinde fala bakan kişi sizi ayrı bir masaya alıp anlatıyor da anlatıyor. Siz “aaa evet “dedikçe konuşma devam ediyor. Sizin mimikleriniz, duruşunuz ve ağzınızdan çıkan tüyolar pek bir işe yarıyor fala bakan kişi için demedi demeyin 🙂 Buraya kadar her şey gayet normal. Ancak benim öncesinde yaşadıklarım ve sonrası pek bir trajikomik 🙂 Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon TÜ TÜ TÜ MAŞALLAH NAZAR DEĞMEZ İNŞALLAH!!!

“Elemtere fiş kem gözlere şiş (Nazar değmesin, hasetle ve kıskançlıkla bakıp kötü düşünenler zarar veremesinler anlamında söylenen bir deyimdir.)” demiş atalarımız yıllar boyunca. Günümüze kadar da gelmiş. Nazara inanmıyor olabilirsiniz  ama bu yazıyı okuduktan sonra bir ünlem oluşabilir beyninizin bir köşesinde…

Nazar kelimesini halk diline indirgersek “kıskanç, kötü niyetli kişilerin gözlerinin ya da sözlerinin kıskandıkları nesneye veya kişiye zarar vermesi” olarak açıklanabilir. Bilimsel olarak ise; “Gözdeki foto reseptörlerin kasılması sonucu açığa çıkan negatif ve pozitif göz akım dalga ışınımına” nazar denir. Kişilere nazar değdiği andan itibaren bazı hastalık belirtileri dışa vurabilir. Nazar sonucu oluşabilecek fizyolojik etkiler; baş dönmesi, ani mide bulantısı, ayak kayması, bulanık görme, refleks bozulmaları, gözlerin kızarması, göz küresinin büyümesi, sebepsiz esnemeler, sakarlıkların başlaması, çeşitli hastalıklar, bir yerden düşme, gözde kan birikimi, sivilceler, elde veya başka bir yerde siğiller çıkması, göz çıbanları, kaş dökülmesi, boğaz ve kulak kaşıntısı, saç dökülmesi, cinsel iktidarsızlık, sakal ve saç kıran, mide ağrısı, dudak kuruması, ayak-el ağrıması, bel ağrısı, burun kaşıntısı, kulak çınlaması, göz bulanıklığı, el-ayak kaşıntısı vb gibi fizyolojik bozukluklar görülebilir. İlla ki kişiden kişiye fark edecektir. Hatta aurası düşük olan kişilerde nazar değmesi ölümle bile sonuçlanabilir.

TÜ TÜ TÜ MAŞALLAH, NAZAR DEĞMEZ İNŞALLAH… Ne zaman ki ikinci bebeğimi de sağlıkla kucağıma aldım hep bir nazar hep bir nazar. Önce insan inanmak istemiyor. “YOK CANIM NE ALAKA nazar” diyor demesine de artık demiyorum. Ya ne olur herkes GÖZLERİNDEN ÇIKAN IŞINIMA SAHİP ÇIKSIN! Gıpta etmek, haset etmek, kıskanmak eğer iyi şeyler olsaydı hayat bundan ibaret olurdu. Şükür etmek ve elindekilerin kıymetini bilmek kadar güzel duygular yok. Varsın herkes beni huysuz bilsin, varsın herkes beni ve eşimi ilgisiz bulsun, varsın herkes bizi kavgacı gürültücü bilsin, varsın herkes bizi kötü bilsin, varsın herkes bizi sevgisiz saygısız bilsin, bilsin ki NAZAR DEĞMESİN. İmrenme olmasın. Allah herkese gönlüne göre versin. Benden, ailemden, sevdiklerimden O GÖZLER IRAK OLSUN LÜTFEN. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon “HASTA OLMA LÜKSÜN YOK”/MUŞ MEĞER = ANNELİK

Hasta olma lüksün yok! Ay ne sinir bozucu bir cümle değil mi? Kulağı tırmalayan, sivrisinek gibi vızıldayıp asabiyet yaratan kelimeler topluluğuna hadi oradan demeyi pek çok pek çok isterdim de MEĞERSEM DOĞRUYMUŞ. Anne rahmine düştüğünü öğrendiğiniz zaman başlıyormuş hastalıkla savaş maratonu. Her seferinde kulaklarımı o sese karşı tıkayan bana kapak oldu. OH MİS 🙂 Gülüyorum ağlanacak halime.

Birken iki olup sonra üç olup ve sonunda dörtledin mi tam anlamıyla anladım anneliği ve yaşamı. Bir ay oldu ve bir ay daha var önümde. Ayağımı kırdım evin içinde. Ayağım burkuldu ve çocukların oyuncağına basarak, tarak kemiği ÇAT diye kırıldı ve olanlar oldu. İlk bir saat kavrayamadım kırıldığını ya da kavramak istemedim. Evde iki çocuk var ve KAPTAN MAĞARA ADAMI gibi evin dört bir köşesine uçmaya çalışan ben için ayak kırılması demek = HÜSRAN 🙁  Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail
Son Yorumlar
    Facebook
    Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
    Reklam