Archive for the ‘ANNELİK’ Category

PostHeaderIcon AYNA AYNA SÖYLE BANA?!!!

Ayna ayna söyle bana var mı benim İKİZİM? Ya da ayna ayna söyle bana var mı bir BEN DAHA? Ya da ayna ayna söyle bana var mı BENİM GİBİSİ? AYNA CEVAP VERİR ; “Var üstadım var. İkizin! Bir sen daha! Bir senin gibi daha! OLMAZ MI? Hem de yanı başında, burnunun ucunda hah işte dön bak aynı sen 🙂

-Bakıyorum ayna kardeş ama göremiyorum

-Bana bakma üstat, aynaya bakma!

-Yahu soruyu sana soruyorum tabii ki sana bakacağım.

Derken bir mırıltılar kulağıma ilişiyor. Yakınımda, pek yakınımda tam da diğer odada 🙂 Adımlarım sessiz ve bir o kadar da görünmez ilerliyor yan odaya. Yaklaştıkça mırıltılar cümlelere dönüşüyor. Benim sözlerim, benim cümlelerim, benim tavrım, benim ses tonum AMAN ALLAH’IM benim orada ne işim var. Ben şuan yürüyorum, nasıl o odada olabilirim ve konuşabilirim ki! Yok yok henüz delirmedim de o konuşan kim? İKİZİM?

Evde papağan da beslemiyorum ki beni tekrar etsin. Kulaklarımı, gözlerimi dört açıp odaya ilerlemeye devam ederken cümleler yankılanıyor;

“Bak Yaşam Su hiç komik değil. Ben gülüyor muyum? Gülme lütfen komik değil diyorum sana.”

Oy başıma gelenler 🙂 Birincisi henüz delirmemişim, ikincisi bir ikizim de yokmuş, üçüncüsü benden habersiz papağan da girmemiş eve. Aynanın ne demek istediğini şimdi anlıyorum. Bir ben değilim ama bir ben olan, bir beni örnek alan, tekrarlayan, dikkatlice dinleyen ve unutmayan İKİ EVLAT YETİŞTİRİYORMUŞUM. İyisiyle, kötüsüyle benim ufak kopyalarımı bizzat ben, evet evet bir ANNE olarak ben, “AYNA” yapmışım. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon “HASTA OLMA LÜKSÜN YOK”/MUŞ MEĞER = ANNELİK

Hasta olma lüksün yok! Ay ne sinir bozucu bir cümle değil mi? Kulağı tırmalayan, sivrisinek gibi vızıldayıp asabiyet yaratan kelimeler topluluğuna hadi oradan demeyi pek çok pek çok isterdim de MEĞERSEM DOĞRUYMUŞ. Anne rahmine düştüğünü öğrendiğiniz zaman başlıyormuş hastalıkla savaş maratonu. Her seferinde kulaklarımı o sese karşı tıkayan bana kapak oldu. OH MİS 🙂 Gülüyorum ağlanacak halime.

Birken iki olup sonra üç olup ve sonunda dörtledin mi tam anlamıyla anladım anneliği ve yaşamı. Bir ay oldu ve bir ay daha var önümde. Ayağımı kırdım evin içinde. Ayağım burkuldu ve çocukların oyuncağına basarak, tarak kemiği ÇAT diye kırıldı ve olanlar oldu. İlk bir saat kavrayamadım kırıldığını ya da kavramak istemedim. Evde iki çocuk var ve KAPTAN MAĞARA ADAMI gibi evin dört bir köşesine uçmaya çalışan ben için ayak kırılması demek = HÜSRAN 🙁  Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon KABAKGİLLERİ ÇOCUĞUMUZA NASIL YEDİREBİLİRİZ?

Hem iştahsız hem de damak zevki tavan yapmış bir çocuğa yemek yedirmek ve sevdirmek dünyanın en zor işiymiş desem yeridir. Yemek yemeyi seven bir çocuğunuz varsa ne mutlu size. Ben her gün kara kara düşünenlerdenim. Hangi sebzeyi ne ile karıştırsam da bol vitaminli yemekler yapsam diyerek beyin jimnastiği yapan anneler kategorisinde yerimi koruyorum. Birde kabızlık sorunu yaşadığımız için yapılan yemeklerin bağırsak çalıştırıcı özelliği olmasına dikkat etmem gerekiyor.

Bebekken yeni yeni katı gıdalara geçiş döneminde maalesef ki tüm annelerin yaptığı hataya düşmüş olsam gerek ki oğlum kabak yemeğini sevmiyor. Doktorlar haşlayın, ezin ve yedirin dedi. Tadı tuzu olmayan bir yemek. Benim bile yemeyeceğim bir yemeği oğluma yedirmem hiç de adil değildi. Ama dedim ya yaptık bir kere o hatayı ve yedirdim. Öğüre öğüre de olsa boğazından iki kaşık geçsin diye yedirmeye çalıştım. Sonuç tabii ki hüsran. Yaş ilerledikçe kabak yemeği yemez oldu. Halbuki çok faydalı bir meyve. Evet yanlış okumadınız KABAK bir meyve olarak kabul ediliyormuş (Kabak, tohum içerdiği için).

Kabağın içerdiği vitamin, mineral ve besinlerin sağlık açısından birçok faydası vardır. Kabak kilo vermek isteyenler için tercih edilen besinlerin başında gelir çünkü zayıflamayı kolaylaştırır. Kalp sağlığına faydalı olan kabak, kanseri önleyici özelliği var. Kabak, göz sağlığını korurken sindirim sistemine iyi gelir özellikle prostat kanserinin engellenmesine yardımcı olabiliyormuş. Kabak özellikle sindirim sitemine de etki ettiği için kabızlığa çare olabilen türden bir meyve. Tüm bu bilgilerden sonra çok düşündüm “KABAKGİLLERİ ÇOCUĞUMUZA NASIL YEDİREBİLİRİZ?” diye ve buldum 🙂 Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon ROTA VİRÜS AŞISI MI?

Ülkemizde yaşanan göç olaylarından dolayı artış gösteren nüfus patlamasını göz ardı edemiyorum artık! Yahu zaten kıt kanaat geçinen halkın omuzlarına daha da yük ve sorumluluk bindirip “saldım çayıra,  Mevlam kayıra” yapıyorsunuz üstüne üç tane o da yetmez beş tane doğurun diyorsunuz.

SAĞLIK BELEŞ diyorsunuz!

KELLE BAŞI İLK HEDİYESİ BİZDEN diyorsunuz!

EEEE HARİKA o zaman. Biz istedik bir, siz verdiniz iki. Nasreddin Hoca misali kazan doğurdukça doğuruyor. Ne “kazanmış” ama bitmek tükenmeyen vaatler…

Biraz önce sosyal medyada okudum ve kayıtsız şartsız kalamadım. Bir yanlışım olursa AFFOLA! Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon “ANNE!BEN BÜYÜDÜM”…

“Anne, ben büyüdüm!” yediden yetmişe her daim kullandığımız bir cümle. İçinde bir çok anlamı, duyguyu, içtenliği, isyanı barındıran sihirli kelimelerin bir araya gelerek oluşturduğu bir cümle değil mi? Ancak ve ancak anne olunduğunda tam olarak ANLAM ve ÖNEMİ anlaşılan bir cümle değil mi?

Yaşımız yıllar ile doğru orantıda ilerlemekte. Zamana karşı koyamıyoruz. BÜYÜYORUZ! Yaşımız BÜYÜYOR büyümesine de bir tek annemizin gözünde “O YAŞ” büyümüyor. Kaç yaşına gelirsek gelelim biz hep annemizin bebeği olarak kalıyoruz e tabi birazcık kaba tabirle söylemek gerekirse Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon ANNE SÜTÜ SAKLAMA POŞETİ HAKKINDA

 

Bebeğimizi kucağımıza aldığımız andan itibaren emzirme dönemimiz başlamış oluyor. Özellikle doğumdan sonraki kırk günlük süreç içinde (tüm bebeklerde farklılık elbet olacaktır) bebeklerimizin emme yetisi kimi zaman tam gelişmemiş olabiliyor veya annenin sütü çok bol olabiliyor. Bebek sadece karnı doyana kadar emebildiği için memede kalan sütün boşaltımının gerçekleşmesi gerekir. Aksi takdirde meme şişerek kas katı bir hal alır, hatta ve hatta kesede biriken süt yüzünden hastanelik olunabilir. Bu gibi durumlara maruz kalmamak için süt sağma makineleri ile sağılan sütü, süt saklama poşetleri ile muhafaza etmek kurtarıcı yol olur.

Süt saklama metotları olarak; süt saklama kaplarını ve süt saklama poşetlerini tercih edebilirsiniz. Süt saklama kapları tekrar tekrar kullanılabilir. Süt saklama kaplarında önem verilmesi gereken kısım HİJYEN. Her kullanımdan sonra kaplarınızı organik bir deterjan yardımı ile yıkayarak, arkasından da tencere/cezve de kaynatarak hijyeni sağlamış olursunuz. Bu işlemin süreçlerini zamandan kayıp olarak görmek mümkün 🙂 O an ki dakikalarda bir annenin en çok ihtiyaç duyduğu uykuya vakit ayırmak sanırsam tüm annelerin hoşuna gider. Bu nedenledir ki tavsiyem süt saklama poşetleri. Süt saklama poşetleri tek kullanımlıktır. Kullan ve at. Tabiiki saklama kaplarına göre daha maliyetli oluyor. Aynanın diğer yüzüne baktığımız da ise hem daha hijyenik hem de zamandan tasarruf 🙂

Bir çok süt saklama poşet markasını denedim. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon ÇORBALAR VE KAHRAMANLAR

Çocuğunun boğazından bir lokma geçsin diye her yola baş koyan biricik ANNELER!!! Evet evet size sesleniyorum. Sizin sesiniz olmak istiyorum. Yemek yedirmeye çalışırken her türlü yola başvuran; gülerken içinde fırtınalar kopan anneler! Sabır taşı olup çatlamaya hazır olan anneler! Ne kadar zor değil mi iştahı olmayan birine yemek yedirmek?! Benim oğlumda işte tam bu bahsettiğim kategoriye girmeyi başaranlardan 🙂 İki lokma yesin diye atmadığımız taklalar, çalmadığımız tavalar, oynamadığımız havalar kalmadı vallada billada 🙂 ZORMUŞ ZOR 🙁 Ama ben şanslı kesime giriyorum çünkü SÜPER BİR ANNEANNEYE sahibim. Hayal gücü fevkinde fevkinde olan bir anneanne. Nasıl mı? Sırrı mı paylaşmak için tam da buradayım.

Henüz 2,5 yaşında bir oğlum var. Gurme gibidir kendileri(azıcık büyük dayısına benzemiş), öyle tadı tuzu olmayan yemekleri yemez. Buraya kadar tamam hak veriyorum kendisine çünkü ek gıdaya geçtiğimiz altıncı ayından itibaren kendime şu soruyu sorarak ona yemek yaptım ve yedirdim : “Ben olsam bu yemeği yermiyim?” cevabını verebildiğim yemekleri yedirdim yedirmeye çalıştım. Ancak bebekken çorbaları yedirmek kolay oluyordu gerektiğinde boğazına hangi çorbayı yemek istediği sorusuna maruz kalmadan iteleyebiliyordum ta ki seçme seçilme yaşına gelene kadar. “EVETLER” ve “HAYIRLAR” hayatımızda başlangıçlar yapmaya başladığında durum kontrolden çıktı. Sonuç mu? Tabiiki ben ve anneanne kazandı 🙂 Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail
Son Yorumlar
    Facebook
    Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
    Reklam