Archive for Mart, 2016

PostHeaderIcon SANAT MUSİKİSİ

 

sanaatt

Her yaşın bir güzelliği ve geçirdiği evreleri vardır. Zamanla yemek zevkimiz, arkadaşlıklar, müzik zevkimiz ve daha bir çok şey de değişiklikler olabiliyor. Hatta öyle bir zaman geliyor ki kendimizi bile sorguluyor ve tanıyamıyoruz. Evrim geçirebiliyoruz.

Her 10 senede bir vücut şeklimiz bile değişiyor. Mimiklerimiz her geçen sene yerini kırışıklıklara bırakıyor. Her ne kadar bu izleri botoksla gizlemeye çalışsak bile doğanın kanunu, bırakın o halinizle de zaman geçirin. İnanın ki her yaşın bambaşka güzellikleri var.

Çocuk şarkılarıyla ilk sözcüklerimizi pekiştiriyor, ergenlik döneminde daha asi şarkılarla hayata karşı daha isyankar oluyor, 20′ li yaşlarda uçarı melodilerle ayaklarımız yere basmıyor pembe dünyada yerimizi ayırtıyor, 30′ lu yaşlarda gündem şarkıları, 40′ lı yaşlarda geçmişten günümüze derken 50 ve üzeri yaşlarda geçmişe özlem ve geri dönüş. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon LUNAPARK!!!…???

lunapark

Her çocuğun hayalidir lunaparka gidip atlı karıncaya binmek, çarpışan otolara binmek, dönme dolaptan kuş bakışı bakmak ve daha nicesi. Yazın gelmesi ile; haftasonlarının biran önce gelmesi için hatta her günün tatil olması için dualar edilir ki lunaparkın yolu tutulsun. Heyecandan uykular kaçar, harçlıklar biriktirilir kumbaraların kilitleri kırılır, sırf lunaparka gitmek için. Herkesin yüzünde tebessüm, ellerinde dondurma külahları, etrafta şen şakrak çığlık atan çocukların sesleri … Nasıl güzel bir tablodur. Atlıkarıncada dönen ve el sallayan çocuklar, kendi hayal dünyalarında beyaz atına kavuşan prensler ve pembe atıyla rüzgarda saçlarını savurarak dolaşan prensesler ve onların her karesini ölümsüzleştirmek için fotoğraf karelerine dökmeye çalışan aile büyükleri ve arkadaşlar. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon “ALEX KİDD” İLE BÜYÜMEK

 

alex

 

Ordu’nun Bolaman kasabasında yaşıyorduk. Kendi halinde küçük bir tatil kasabası. Teyzem her Ankara’dan bizi ziyarete geldiğinde bir valiz oyuncak ve kıyafet ile gelirdi. Üç kardeşiz ve üçümüzü de hediyelere boğardı. Senede bir, iki veya üç defa gelirdi. Gün doğmadan pencereye çıkar onun otobüsünün yolunu gözlerdik. Genelde gözcü ve nöbetçi bir ABLA olarak bana düşerdi. Otobüs kapının önünde durduğunda bangır bangır bağırarak kardeşlerimi uyandırır ve teyzemizi karşılamak için otobüse koşardık. Sadece hediyeler için değildi sevgimiz. O bizim ikinci annemizdi ki teyzem annemin teyzesidir. Ben onun annesi, erkek kardeşlerimde onun babasıdır bu dünyada. Biz onu çok sevdik ve hala da çok seviyoruz.

Sıcak bir yaz günü teyzem geldi. Bu seferki sürprizi diğerlerine hiç benzemiyordu. Ben 7, kardeşlerim 5 ve 4 yaşlarındaydık ilk konsol oyunumuzla tanıştığımızda. SEGA MASTER SYSTEM… 90’lı yılların vazgeçilmezi… 3 kardeş + 2 kuzen(Diloş ve Hami) = 5 KARDEŞ hiç kavga etmeden sırayla oynardık. Favori oyunumuz, ki sadece o vardı o zamanlar “ALEX KİDD” … Sabırla bir diğerimizin GAME OVER olmasını beklerdik. Geçemediğimiz bölümlerde heyecan yapar joyistikle beraber ayağımız kolumuz havalarda ve bazen öyle kaptırırdık ki, kendimizi duvara tırmanırken ya da saçımızı başımızı  yolarken ya da tırnaklarımızı yerken  bulurduk 🙂 O adrenalin her şeye değerdi. Alex Kidd kim midir? Oyunun amacı ne midir? İşte hikayesi ; Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon EY ZAMAN !

 

 

kanvas-tablo-saat-1-kopya-kopya1-422-10-B

 

 

Ey zaman! Kapatma düğmesi olmayan zaman. Kanayan yaralara merhem olan zaman. Donduramıyor muyuz seni? Konuşsana cevap versene EY ZAMAN. Neden bu kadar acımasızca ilerliyorsun?!

Hayal gücü çok gelişmiş olan ben hala bile zamana nasıl karşı gelebilirimin yollarını düşünmüyor değilim. Keşke her şey izlediğimiz Amerikan vari filmlerdeki gibi olsa ve ışık hızını yakalasak. Hep hayalini kurmuşumdur ışık hızını yakalayınca yanımda kimler olsun diye. Malumunuz uzay gemisi pek de büyük değil. Önce keşif yapmak için kendim gitsem sonra sevdiklerimi yanıma alsam ama onları almadan önce ışık hızını yakalarsam ne olacak… Sonuçlarını düşünmek istemesem de beynim buna izin vermiyor ve her şey gözümün önünde canlanıyor;” evime dönmüşüm ama annem babam yok, kardeşlerim yaşlanmış, bebekleri kocaman olmuş hatta evlenmişler. Ben ise olduğum yaşta duruyorum. ” Yok yok istemem böyle bir son. Zamanın ilerlemesine varım. Sevdiklerimle beraber yaşamadıktan sonra onlarla yaşlanmadıktan sonra neyleyim ben gençliği. Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon PREZANTABL OLMAK/OLAMAMAK

PREZANTABL olmak ya da OLAMAMAK ya da olmaya çalışmak… İş başvurularının olmazsa olmaz kelimesidir “prezantabl”. Yaklaşık 2 yıldır bebeğimden dolayı iş hayatına ara vermiştim ve Mart 2016 dan itibaren yeniden sahalara dönüş yaptım.

Her şeyin bir adabı usulü vardır. Nerede nasıl giyinmek, konuşmak, davranmak önemlidir. Ses tonunu ayarlamak, anlaşılır bir şekilde akıcı konuşmak ve sunum yapmak.

Üstadım diye hitap! Sanki kırk yıldır tanışıyoruz gibi omzuma el koymalar! Dövecekmiş gibi adımı ve soyadımı sormalar! Hızlı hızlı arkasından at kovalarcasına sunumlar yapanlar! Falan da filanlar…

Kendini DEV AYNASINDA görenler. Size sesleniyorum nereye kadar 🙂 Göbeği açık giyinip piercing inizi gözümüze sokmaya çalışmak niye! Bugün hepsi toplanmış beni bulmuş.

Sanmıştım ki zaman firmaları geliştirir, profesyonelleştirir. Yıl 2016 ama değişen bir şey olmamış. Kınamıyorum kimseyi ama yadırgıyorum.

İnsanlar bıkmış sunum yapmaktan, aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmaktan diyelim mi diye düşünüyorum ki; cevabım kocaman bir HAYIR. Eğer ki hizmet sektöründe çalışıyorsanız ve ya bu sektörde hayatınızı idame ettirmek için mecburiyetten bile çalışıyor olsanız HAKKINI vermelisiniz. Aslında bu davranış biçimleri ve ya giyim tarzı bu sektörde profesyonel olan bizleri ön plana çıkarmış oluyor, teşekkür etmek gerekir ama etmiyorum da… Keşke herkes sorumluluklarını bilse, bilebilse.

PREZANTABL kelimesinin anlamı abartılmış ve anlamını yitirmiş 🙂

Kelime anlamı;

  1. Sunulabilir durumda olan
  2. Derli toplu, düzenli
  3. Olumlu özellikleri bir arada bulunduran.

Bugün gördüklerimden sonra ki kelime anlamı ise;

  1. Kendini teşhir eden(sunan)
  2. Dağınık, düzensiz
  3. Lakayıt

Gülmeyi, tebessüm etmeyi unutmuşuz, tozlu raflara kaldırmışız. Silkelenme zamanı. Üstümüzde ki ölü toprağını atma zamanı. Gün çalışma zamanıdır. Gün PREZANTABL bir çalışan olma zamanıdır.

 

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon GÜVEN-PARK (+13 YAŞ)

“Atam Atam sen kalkta ben yatam “diye boşuna demiyor büyüklerimiz. Baksanıza yaşanılanlara! Neler oluyor ülkeme? Terör, terörizm ben kendimi bildim bileli vardı, vardı da ortam böyle değildi. En güvenli yer bir ilkokulu öğrencisine sorsanız bile alacağınız cevap Ankara olurdu. Şimdilerde ise bombalar, ölüler, yaralılar ile anılmaya başlandı Ankara’m. Bir tek Ankara olsa İstanbul, İzmir ve diğer büyük şehirlerimizde yaşayan herkes diken üstünde. Korku üstüne korku yaşıyoruz. Ne zamana kadar devam edecek?

Hepimiz aynı ülkenin insanı değil miyiz! Hepimiz aynı bayrak altında yaşamıyor muyuz! Neyin kavgasıdır? Kiminle derdin var ise git onunla hallet, git onunla külahları değiş. Sen ne istersin ki iki lokma için kestane, limon satandan, çöp toplayandan, memurdan, esnaftan, şoförden, öğretmenden, askerden, polisten… Ne istersin a kardeş! Keşke ölmeden öncede bir mektup bırakıp kimden, neden, ne istedin ve niye yaptın bu saldırıyı diye yazsan da bizde okusak ve bilsek amacını. Kimden neyin hırsını almak istiyorsun öğrenmiş olurduk. Kurunun yanında yaş da yansın misali. Ne istersin masum insanlardan, ne istersin evine ekmeğini götürmek için harıl harıl çalışandan. Kimlerin canları yandı, kimlerin ocağına ateş düştü kim bilir. Her an korku panik içinde yaşamak. Aman şurada olmayın aman buraya gitmeyin aman ha… Tembihler uzuyor. Evden çıkarken ya eve geri dönemezsek ile yaşıyoruz ve böyle olmasını mı istiyorlar acep. Korku salmak mı amaç. Kimse evinden çıkmasın mı? Eğer böyleyse niye devlet büyükleri çıkın gidin evinizde durmayın diyor? MEÇHUL… Kızılay’ın kalbi GÜVENPARK’ta olanlar! Kim öldü, kim zarar gördü, kim yaralandı; evine gitmek isteyen otobüs bekleyen masum insanlar. Ki eğer içlerinden birine garezin varsa git onu patlat be kardeşim. 

Bugün GÜVENPARK taksi durağından bir taksi şoförüyle sohbet ettik ve sordum sende olay sırasında orada mıydın diye ” yok abla ben o saatlerde eve gitmiştim benim mesaim bitmişti. Ama bizim değnekçilerden biri oradaymış ve tam önüne kollar, bacaklar ve hatta kopmuş kafalar düşünce ve bombanın sarsıntısıyla adam bayılıvermiş olduğu yere. 2 hafta oldu hala raporlu, psikolojisi uçmuş, işe falan başlayamadı. Eğer otobüs araya girmeseymiş 100 den fazla can kaybı olurmuş. Bomba yüklü araç parkın içine kadar dalmayı düşünmüş tam o sırada araya otobüs girince, bombacı panik yapmış ve patlatmış derken olanlar otobüsün içindeki ve çevresindekilere oldu. Allah esirgesin” dedi. Ne cevap vereceğimi bilemeden sadece adamın suratına baktım o an dilim düğümlendi 🙁 Read the rest of this entry »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon KARNABAHAR SALATASI

Sofranızdan eksik etmeyeceğiniz bir salata tarifi de benden olsun. Bol vitaminli ve renkli bir salata; KARNABAHAR SALATASI. İçinde yok yok 🙂

MALZEMELER:

*Küçük boy karnabahar *Salatalık turşusu *Közlenmiş kırmızı biber *Maydanoz *Tere *Haşlanmış mısır *Sarımsak *Tuz *Sirke *Zeytinyağı

YAPILIŞI :

Karnabaharı haşlayın(tavsiyem düdüklü tencerede buharlı haşlama yapın). Soğuduktan sonra dal dal ayırın. İçine diğer malzemeleri karıştırın. VEEEEEE hazır AFİYET OLSUN 🙂

IMAG1107

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail
Son Yorumlar
    Facebook
    Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
    Reklam