PostHeaderIcon BİR TATLI HUZUR…

Çok uzakta aramamak gerek HUZURU! Çok yakınımızda elimiz ile tutabileceğimiz, gözümüz ile görebileceğimiz kadar… Taaa şuracıkta evet evet orada işte. Tutun ve bırakmayın ben öyle yapıyorum sımsıkı sarıldım huzura.

HUZUR=SEVGİ=SAYGI=AŞK

Huzur = neşeli, güven dolu, umut verici bir hayat demektir. Eğer huzura sahipseniz her şeyiniz vardır. Şöyle bir etrafıma bakıyorum da kendimi şanslı kesimin içine koyamadan edemiyorum.

Koşa koşa eve gitmek ve “evim evim güzel evim” demek kadar HUZUR verici daha ne olabilir ki. Soruyorum sizlere huzuru da huzursuzluğu da yaratan, için için kendimizi yiyen de biz değil miyiz? Kısacık ömrümüzde neyi paylaşamıyoruz? Kendimize ve sevdiklerimize neden huzursuzluk veriyoruz?

“Depresyon tüm dünyada artış gösterdi, antidepresan ilaç satışları tavan yaptı, boşanmalar zirvede” DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon YUVARLAK MASA VE HAYALLER

Her ailenin olmazsa olmazları vardır. Bizim evin olmazsa olmazı akşam ezanı okunduğunda tüm aile fertlerinin yuvarlak masa etrafında toplanıp yemek yemesiydi. Asıl güzel olan ise, herkes yemeğini yer ama sofradan kaçarcasına kalkmazdı. Yuvarlak masada sohbet başlardı. Herkes neler yaptığını iyisiyle kötüyle, üzüntüsüyle neşesiyle paylaşırdı. Can kulağı ile dinlerdik birbirimizi. Bazı anlar olurdu çok ciddi sorunlar o masada çözüme kavuşurdu. Bazı anlar olurdu HAYALLER konuşulurdu. Emektar yuvarlak masamız tüm kahrımızı çekerdi. Sırlarımıza, hayallerimize, umutlarımıza ŞAHİTLİK ederdi.

Mantılar açılır, dolmalar sarılırdı tencere tencere. Bazen canını acıttığımız olurdu, tencereler nihalesiz üzerine konurdu. Ama küsmedi bize hiç. Yalnız bırakmadı hala bile. Hemen hemen benimle yaşıt hatta benden daha büyük bile olabilir yuvarlak masanın yaşı. Baş tacımızdı hala da baş köşede. O bizi bırakmadı, yıllara meydan okudu ve annemde onu bırakmadı. Evli evine köylü köyüne misali hepimiz dört bir tarafa yerleştik ama emektar yuvarlak masamızı unutmadık.

Bizi duyardı ama cevap veremezdi. DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon KABAKGİLLERİ ÇOCUĞUMUZA NASIL YEDİREBİLİRİZ?

Hem iştahsız hem de damak zevki tavan yapmış bir çocuğa yemek yedirmek ve sevdirmek dünyanın en zor işiymiş desem yeridir. Yemek yemeyi seven bir çocuğunuz varsa ne mutlu size. Ben her gün kara kara düşünenlerdenim. Hangi sebzeyi ne ile karıştırsam da bol vitaminli yemekler yapsam diyerek beyin jimnastiği yapan anneler kategorisinde yerimi koruyorum. Birde kabızlık sorunu yaşadığımız için yapılan yemeklerin bağırsak çalıştırıcı özelliği olmasına dikkat etmem gerekiyor.

Bebekken yeni yeni katı gıdalara geçiş döneminde maalesef ki tüm annelerin yaptığı hataya düşmüş olsam gerek ki oğlum kabak yemeğini sevmiyor. Doktorlar haşlayın, ezin ve yedirin dedi. Tadı tuzu olmayan bir yemek. Benim bile yemeyeceğim bir yemeği oğluma yedirmem hiç de adil değildi. Ama dedim ya yaptık bir kere o hatayı ve yedirdim. Öğüre öğüre de olsa boğazından iki kaşık geçsin diye yedirmeye çalıştım. Sonuç tabii ki hüsran. Yaş ilerledikçe kabak yemeği yemez oldu. Halbuki çok faydalı bir meyve. Evet yanlış okumadınız KABAK bir meyve olarak kabul ediliyormuş (Kabak, tohum içerdiği için).

Kabağın içerdiği vitamin, mineral ve besinlerin sağlık açısından birçok faydası vardır. Kabak kilo vermek isteyenler için tercih edilen besinlerin başında gelir çünkü zayıflamayı kolaylaştırır. Kalp sağlığına faydalı olan kabak, kanseri önleyici özelliği var. Kabak, göz sağlığını korurken sindirim sistemine iyi gelir özellikle prostat kanserinin engellenmesine yardımcı olabiliyormuş. Kabak özellikle sindirim sitemine de etki ettiği için kabızlığa çare olabilen türden bir meyve. Tüm bu bilgilerden sonra çok düşündüm “KABAKGİLLERİ ÇOCUĞUMUZA NASIL YEDİREBİLİRİZ?” diye ve buldum 🙂 DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon NASIL BOLCA SU TÜKETEBİLİRİZ?!!!

Nasıl bolca su tüketebiliriz sorusuna cevap buldum. Ben bile yapabildiysem inanın ki sizler daha kolay ve zorlanmadan yapabilirsiniz. İnanmayacaksınız ama bir bardak su ile günü bitiren biriydim. Suyu bünyem kabul etmiyor deyip geçenlerdendim. ” İÇEMİYORUM ” kelimesini besmele yapıp kabullenmiştim. Ancak insanoğlunun kafasına koyup da yapamayacağı bir şey yokmuş. Yeter ki “YAPABİLİRİM,BEN BUNU YAPARIM” demeyi bilmek gerekli. Pes etmeden yılmadan.

Benim destekçim kuvvetliydi, dirayetliydi. “İÇMELİSİN, BOL SU TÜKETMELİSİN” cümlesinden başka bir şey demedi. Her sorduğumda aynı kelimelerle karşılaşmak çok sıkıcıydı ve içten içe de kızıyordum. Sanki bilmiyorum su içmem gerektiğini. AMA NASIL?!!! Onunda tüyosunu verdi bana. “DENEMELİSİN VE YAPARSIN” dedi bana her seferinde. Kendime inancım yoktu ki ona inancım olsun.  DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail
Facebook
Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
Son Yorumlar
Reklam