PostHeaderIcon ŞU’AN VARIZ!!!

ŞU’AN VARIZ, ötesi yok! Bilinmezlikler ile yaşıyoruz. Ne zaman, nerede, nasıl öleceğiz bilmiyoruz. Doğmak kadar ÖLMEK de var. Anı yaşamak, anda kalmak önemli. Şuan var ve bunu doyasıya yaşamak var. Sevmek, sevilmek, tadına varmak, mutlu olmak ŞU’AN  var. Yarın değil, saniyeler sonra neler olacağını bilmiyoruz ki!

Ne kadar ömrümüz var? Kaç yaşına kadar nefes alacağız? Son nefesimizi ne zaman teslim edeceğiz? Gözlerimizi hayata ne zaman yumacağız? Ne zaman beyazlara sarılıp ruhumuzu teslim edeceğiz? Tüm bu soruların cevabını bilseydik ve ona göre yaşasaydık nasıl olurdu? Sanırsam hiçbir şeyi ERTELEMEZDİK değil mi? Atalarımız ne demiş “BUGÜNÜN İŞİNİ YARINA BIRAKMA”!

Bende diyorum ki: “ÜŞENME, ERTELEME, VAZGEÇME! ÇOK GEÇ OLABİLİR!” DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon WC-TUVALET!!!???

Anadilimiz TÜRKÇE, ülkemiz TÜRKİYE. Ben de Türkiye sınırları içinde yaşayan bir vatandaş olarak anadilim Türkçe. Yan dil olarak elbette öğrendiğim ve sempati duyduğum diller var. Güzel ülkemde dil, din, ırk, mezhep gözetmeksizin bir arada yaşamaya çalışıyoruz. Bölünmeden bir bütün olarak!

Marketlerde, bakkallarda, avmlerde veya aklınıza gelebilecek bir çok yerde anadil Türkçe olarak açıklama yazılır ancak uluslararası olsun ve Türkçe bilmeyen vatandaşlar için de opsiyon yaratılarak farklı ülkelerin kullandığı dillere çevirmeler yapılır. Her hangi bir teknolojik alet olsun, yiyecek içecek olsun hepsinin arkasında Türkçe açıklaması yer alırken ikinci ,üçüncü hatta beşinci dile çevirme yapılmış açıklamalar bulunur. Bir itirazım yok elbette.

Bu paragrafa kadar yazdıklarımda bir sıkıntı ya da göze batacak bir konu yok. Ta ki geçen gün bir otelin TUVALETİ ile yüzleşinceye kadar. DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon BAR PSİKOLOĞU/FERHAT AYDIN

 

İlginç bir başlık olduğunun farkındayım 🙂 Bar psikoloğu “FERHAT AYDIN”. 17 mart 2019 pazar günü “ETKİN KAMPÜS-ANKARA” etkinliği olan “Psikoloji ve Gelişim Zirvesi” seminerine katıldım ve hayatımdaki iyikilerimden biri oldu. İki bebek ile bu tarz organizasyonlara katılmam benim için bulunmaz bir nimet oluyor. Beş katılımcı ve beş farklı kendine has konu başlıklarının olması dikkatimi çekti. Ancak konuşmacılar hakkında pek bir bilgim olmadığı gibi araştırma yapacak vaktim de olmadı, malum iki bebek 🙂 Nasıl olsa gittiğimde tanışacak ve onlar hakkında bilgi sahibi olacaktım. (Aslına bakarsanız pek de huyum değildir araştırma yapmadan gitmek, oldu bir kere)

Konuşmacılardan birinin parantez içinde yazan mesleği dikkatimi çekti; “BAR PSİKOLOĞU”. Tamam anladım da! Da sı var, acaba cidden psikolog mu yoksa kendi edindiği deneyimler ile kendini geliştirmiş biri mi soruları epey bir beynimin içindeki hücreleri kurcaladı. Psikolog ise bar da ne işi var? Ohooooo okuyunca yazdıklarımı, anlayacaksınız niye barlara düşmüş 🙂 DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon TEKNOLOJİ VE ÇOCUKLARIMIZ

Teknoloji ve çocuklarımız artık bir bütün gibiler. Uzay çağındayız malumunuz 🙂 Bugün oğlumun okulunda “DOĞRU TEKNOLOJİ KULLANIMI”  ile ilgili bir seminere katıldım. Sayın Şirin ŞİNİKÇİ’nin (uzman psikolojik danışman/aile danışmanı) sunumu ile gayet akıcı ve bilgilendirici bir seminer oldu. Özellikle sunuma başlamadan önce bizlere izlettiği “https://www.youtube.com/watch?v=2R65JzfuZeM” video ile konu başlığını daha iyi özümsedik. Videoyu izledikten sonra duygu ve düşüncelerinizi alalım 🙂 Videonun linki açılmaz ise “oyun bağımlısı çocuk” diye aratabilirsiniz. Şirin hocanın savunduğu nokta inanın hoşuma gitti. “YASAKLAMAK DEĞİL” , “KISITLAMAK OLMALI”… Hep savunduğum bir nokta tam da burası. Şöyle düşünün ki bizler yani sizler yani onlar yani hepimiz; herhangi bir şey yasaklandığında daha ÇEKİCİ OLMUYOR MU?!! Daha çok yapmak, yemek, gitmek istemiyor muyuz? Eğer ki yok ben etkilenmem yasaklardan diyenlerdenseniz valla tebrik ederim.

ÇOCUKLAR=DİJİTAL YERLİ; YETİŞKİNLER=DİJİTAL TURİST. Ne de güzel özetliyor değil mi şu an ki yaşadıklarımızı ve ya yaşanacakları… Çocuklarımın tablet, telefon, bilgisayar veya diğer teknolojik aletleri benden daha iyi kullanıyor olmaları ile ÖVÜNMÜYORUM ama YASAKLAMIYORUM DA! DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon BAĞLI KOKOREÇ-TAVAS(DENİZLİ)

Kokoreç, KO-KO-REÇ, KO-KO-KO-KO sensiz olmaz diye Mirkelam’ın şarkı sözleriyle giriş yapmak istedim. YOL HİKAYELERİ kategorisine ilk eklemek istediğim KOKOREÇ yani en sevdiğim şey yemek yemekten başlamak oldu. Parmaklarım, beynimden önce davrandı ve başlığı atıverdi 🙂 KOKOREÇ. Kiminizin “ıyyyy”, kiminizin “oyyyy” dediğini duyar gibiyim.

İlk kokoreci  üniversite üçüncü sınıftayken yemiştim ve keşke daha önce tadına baksaydım diye çok hayıflanmıştım. O gün bugündür menümden ve özel günlerden eksik kalmaz. Hapur hupur yiyenlerdenim. Eminim ki her şehrin, her bölgenin kendine has en iyi yapan yerleri vardır. Ben bir besmele çekip haydi bir yerden başlamak adına ilk durak olarak BAĞLI KOKOREÇ-TAVAS/DENİZLİ seçtim. DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon YOL HİKAYELERİ

HERTELDEN.XYZ olarak; bloğumun adının hakkını vermeye çalışıyorum. Ordan, burdan, şurdan aklımda kalanlar, sizin de aklınızda kalsın diye yani her telden sizlerle yazılar yayınlayıp fikir alış verişi için çabalıyorum. Konu etiketi olarak yeni bir kategori başlığı adı altında gezdiğim-gördüğüm yerleri, yediğim-içtiğim yemekleri tecrübe edindiğim durumları paylaşacağım. Konu başlığım “YOL HİKAYELERİ“…

İki bebeğim var ve hak verirsiniz ki öyle başımı alıp gidemiyorum. Ancak kendime, eşime, aileme ve arkadaşlarıma da vakit ayırıyorum ki kendi benliğimden vazgeçmemiş oluyorum. Ruhumu beslemeyi ihmal etmiyorum. Ne kadar sıklıkta diye merak edenler için; her an değil! DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon KAPININ ARDI…

Siyah kapı, beyaz kapı, oranj kapı, süslü kapı, süssüz kapı, altın kapı, gümüş kapı, tokmaklı-tokmaksız kapı ne fark eder ki hepsi kapı değil mi? Her kapının ardında yaşanmışlıklar yok mu? Her kapının ardında bin bir çeşit yaşam yok mu? Ha öyle ha böyle kapı… Önemli olan o kapıların ardında ki GERÇEKLER değil mi?!!!…

Kapıların ardında yaşananları; iyisiyle, kötüsüyle bizler var etmiyor muyuz? Mutluğu-mutsuzluğu, sevinci-üzüntüyü, şiddeti-sevgiyi, istismarı-sahiplenmeyi bizler var etmiyor muyuz? Seçim şansı önümüze altın tepsi ile sunuluyor. Yoksa kura mı çekiyoruz; acaba bugün nasıl yaşasak, nasıl davransak, ne yapsak! Canım sıkılıyor dur birisinin ağzını burnunu kırayım da sıkıntım geçsin diye mi ŞİDDET UYGULUYORUZ ve altın tepsideki ŞİDDETİ Mİ seçiyoruz!!! Peki peki ya çocuk istismarları, ya da tecavüz ya da ya da dur dur dilimin tam ucunda ama acaba hangisini yazsam buraya ki…!!! Şuan çok farkındayım bozuk cümleler, anlamsız anlamlar yüklü kelimeler ile yazıyorum. Çünkü şuan ne düşünüyorsam parmaklarım klavyenin üzerinde ona göre dolaşıp “TIK TIK TIK ” SESİNİ ÇIKARIYOR VE YAZMIŞ OLUYORUM. Anlayacağınız bu yazımda ne noktalama işaretlerine ne de dilbilgisine ya da ya da yazım yanlışlarına takılmıyorum. Kapıların ardında neler neler oluyor bir çırpıda yazmak istiyorum. DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail
Facebook
Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
Son Yorumlar
Reklam