PostHeaderIcon HEYECANLI BEKLEYİŞ

 

Her geçen gün heyecanım katlanarak arttı. Büyük gün yarın, heyecanlı bekleyiş sona eriyor. Cimcime ile kucaklaşma vakti geldi. Anne olmak hem güzel hem de zor. İkinci hamilelik sürecim daha sıkıntılı ve sancılı oldu. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Derler ya yaşananlar unutuluyor diye; aslına bakarsanız unutulmuyor ama üstüne tuz eklememeyi öğretiyor hayat. Geçmişe dönük yaşansaydı ikinci kez anne olmak istenmeyebilirdi. Diyorlar ki “bu seferkinde tecrübelisin, başına neler geleceğini hangi evreleri yaşayacağını biliyorsun. Doğum maceran kolay geçer.” Hadi canım oradan siz öyle sanın, kendinizi kandırın. Asıl her şeyi bildiğin için daha da zor ki evde bekleyen minicik bir bebeğiniz daha varken. Tek isteğiniz hayırlısı ile tek parça halinde kucağınızda sağlıklı sıhhatli bebeğinizle eve dönmek oluyor. Eve döndüğümde “ANNE, ANNE” diye beni sabırsızlıkla bekleyen bir evladım daha var. Keşke tüm bebekler anneleri ile büyüse, anne kokusundan şefkatinden uzak kalmasa. DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon ÇOCUKLARIMIZ İLE İLETİŞİM – (İKNA ve KABULLENME)

Şimdiki çocuklar bir harika. Leb demeden leblebiyi anlıyorlar. Uzay çağı çocukları hem akıllı hem de zor bir nesil. Çocuklarımız ile iletişim her geçen çağ daha da güç bir hal almaya başlıyor. Onların istemediği veya uygun görmediği herhangi bir şeyi kabul etmeleri zaman alıyor. Önceden psikolojilerini hazırlamak ve ikna edici süslü cümleler kurmak gerekiyor. Pat diye al bu senin giyeceksin, yiyeceksin, oturacaksın veya kabul edeceksin diye bir şey yok.  Hadi yapın da görün isterseniz ki bende bunun bir çok örneği var.

Yaz geldi ve sıcaklar bastırdı. Dolayısıyla şort ve atletler dolaplarda ilk sırayı aldı. İlk ikna ve kabul ettirme denemem başarısız oldu. Çünkü ikna etmek için bir çaba göstermeden dikte etmeye kalkışmıştım. 2,5 yaşında ki oğluma sormadan onun rızası olmadan şort giydirmeye çalıştım. Her anne gibi onu düşündüğüm içindi ancak bir şeyi atlamıştım; ona şort giymek isteyip istemediğini sormamıştım. Bu da benim en büyük gafletim oldu. Şortu giydiğinde ” Anne çıkar çıkar” diye hem suratını ekşitti hem de şortunu aşağı doğru çekiştirdi. Aynı hatayı tişört olayında da yaşadım. Sonuç o kazandı ve şortu çıkardık uzun giyindik. Jeton köşeli olduğundan dolayı o an anlam veremedim derken ikinci denemede önce onunla konuştum. Havaların ısındığından güneşin bizi kanatları altına aldığından terlememek için bu şortu giyersek bizim için çözüm olur diye açıklamada bulundum. Dinledi beni ve sonra ” Tamam anne” diyerek giydi. İyi ki konuşabiliyor ve iletişim kurabiliyoruz. Çok şükür.

Yukarı da bahsetmiş olduğum örmekten yola çıkarak bebeğimi yapılacak olaya hazırlamaya çok öncesinden başlamayı öğrendim. Gün içinde gezmeye gidilecek ise kime, niye gideceğimizi anlattım, eğer ona bir oyuncak alınacak ise sadece bir adet ancak onun seçtiğini alacağımızı söyleyerek, yeni bir kıyafet veya ayakkabı alırken onun fikrini ön planda tutarak hareket etmesini öğrendim.

Bir çok arkadaşımın ve çevremdeki ebeveynlerin yaşadığı bir sıkıntıyı biz bir çırpıda atlattık. Malumunuz araba koltuğu tam bir skandal çocuklar için. DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon BEBEK/ÇOCUK ARABA KOLTUĞU SEÇİMİ

Anne ve baba olmak büyük sorumluluk gerektiriyormuş. Kendi can güvenliğinizden önce bebeğinizin/çocuğunuzun güvenliğini ön planda tutmaya başlıyorsunuz. Bebek veya çocuk araba koltuğu almak zormuş, başa geldiğinde daha iyi anlaşılıyor.

Araba koltuğu seçerken bir çok kritere dikkat etmek gerekli. Mağazaya gidip aldım çıktım yapılmıyormuş. Benim gibi sananlar olabilir  “aman ne olacak hemen gider mağazadan alırız ve arabaya takarız!”  Yok yok öyle olmuyor. Bir gününüzü bu iş için ayırmak gerekli. Hatta mağazaları dolaşmaya gitmeden önce hem markaları hem de nelere dikkat etmek gerekli ön araştırmayı yapmak işinizi kolaylaştıracaktır. Çorbada benimde tuzum olsun diye edindiğim bir kaç tecrübeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bebek/Çocuk Araba Koltuğu Seçerken Nelere Dikkat Etmeli DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon BEYAZ SAÇ İÇİN PRATİK KURTULUŞ YOLU

Günümüz koşullarında hangimizde beyaz saç telleri yok ki! Hele ki biz bayanların kaçınılmaz kabusu. Kimi zaman genetik miras kimi zaman stres en etken faktörler arasında yerini alıyor. 20 yaşıma geldiğimde beyaz saç telleri ile yavaş yavaş tanışmaya başladım. Alışık olmadığım bir durumdu. Annemin saçında bir tel beyaz bile yok iken bana baba mirası bolca beyaz renk saç teli kondu. Çözüm mü? Elbette ki boyatmak oldu ki o dönemlerde üniversiteye gidiyorum ve elle tutulur bir değişiklik fena olmazdı. Ancak yıllar ilerledikçe anladım ki saçı boyatmak bile kökten bir kurtuluş olmuyormuş.

Her ay hatta yirmi günde bir hiç aksatmadan, usanmadan, sıkılmadan kuaför koltuğunda yerimi alırdım ve hala da alıyorum. Gerçi 8 aydır pek bir o koltuğa uğrama şansım olmadı. Malum bayanlarda özel durum halleri bitmiyor 🙂 İkinci kez anne oluyorum. Anne olmanın da belli fedakarlıkları var olmaz mı! Her ay saçını boyatan ben hamileliğimin beşinci ayında buna nail olabildim. Saç diplerine boyayı değdirmeden, röfle yaptırır gibi tüm saç paketlendi. Kuaförüm bu işin erbabı(Ankara-Cindy Bayan Kuaförü- Sokullu- Dikmen-Çankaya. Facebook üzerinden onlara ulaşabilirsiniz). Komple boyanmadığı için ve bende beyaz saç biraz fazlaca olduğundan eski randımanına kavuşamasa da psikolojik olarak rahatladım. Bir ay sonrasında gelsin yeniden beyaz saçlar.  DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail
Facebook
Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
Son Yorumlar
Reklam