PostHeaderIcon HEDİYE NASIL VERİLİR?!!!

Uzun zaman oldu sizlerle bir araya gelemedik. İŞ, EV, ÇOCUKLAR ,KENDİM VE EŞ derken hertelden.xyz birazcık arka planda kaldı derken bir anda olması gereken oldu ve bir işaret ,olaylar zincirlemesi beni yeniden sizler ile buluşturdu. Mutluyum YİNE, YENİ, YENİDEN yazdığım ve burada olduğum için. Yazmak bana iyi geliyor. Paylaşımda bulunmak, tartışmak, konuşmak, dinlemek, fikir beyan etmek…

İyi ki doğmuşum diyorum, iyi ki seçtiğim yollarda kendi iradem ile yürümüşüm diyorum. İŞ, AŞK, PARA, ÇOCUK… Savrulmadan kendi rüzgarımı kendim belirleyip rotama inandım. Bazen zor olsa da yürümeye devam ettim. Kapattım kulaklarımı ve her şeyin zamanı geldiğinde beni bulacağına inanarak devam ettim. Aşk 2010 senesinin son aylarına doğru  buldu beni. 2012 ortasında evlilik ile taçlandı. SEVGİ, EMEK, SAYGI, AŞK, SABIR çok şükür ki bırakmadı yakamı. 2015 ve 2017 yıllarında iyi ki dediğim iki evladım oldu; sevdiğim, değer verdiğim, saygı duyduğum ve en önemlisi baş koyduğum yolda karşılık aldığım kişi ile… Canım, biricik ve gıcık eşim 🙂 Her şey her zaman çok iyi gitmiyor ki gitmesin de. Bazen sesler yükseldi ama o sesler çar çabuk inmesini bildi. Bazen ağladık bazen kahkahalar ile yalan dünyaya beraberce el ele direndik. Savaşmadık, seviştik bu hayat ile. Üzüldük, kırıldık. Ama beceremedik KÜS KALMAYI:) Teşekkürler hayat bana sundukların için; İYİSİYLE, KÖTÜSÜYLE.

HEDİYE NASIL VERİLİR ya da NASIL VERİLMELİ? Hepimizin kafa yorduğu bir soru bence. Sürpriz mi yapmalı, direk mi vermeli hediyeyi? Benimde hep kafa mı meşgul ederdi ta ki o güne kadar. Geçen hafta doğum günümdü. Pastamı kendim yaptım ancak süsleme çocuklarıma aitti. Onlardan gelen en güzel hediye benim için, kendi emekleri ile yaptıkları. Aynı durum eşim için de geçerlidir. Yaratıcılıktan yanayımdır. PARFÜM, KOLYE, DEĞERLİ EŞYALAR  ve bunun gibi benzeri hediyeler beni pek mutlu etmez. Küçük şeyler ile mutlu olmayı severim. ANCAK VE ANCAK hatırlanmak ve özel günlere önem vermek benim ilk sıramda yer alır. Eşim hep sürprizler ile dolu demek isterdim ancak kendimi kandırmaktan ve size hava atmaktan başka bir işe yaramaz değil mi 🙂 O nedenlidir ki doğruları yazmak iyidir 🙂 Bu yazım da epeyce gülen surat göreceksiniz 🙂

Uzun zamandır beni şaşırtamayan eşim bu sefer başardı ve hatta buraya yazacak kadar ilginç bir hediye verme şekli yaptı. Sizler ile de paylaşmak istedim ki kulağınıza kar suyunu kaçırayım. Açıkcası hediye bile beklemezken bana güzel bir jest oldu. Tanıdık bir hediye paketi ile karşıma dikildi(çünkü hediye paketi evde bana ait olanlardan biriydi): “Bu da benim hediyem. Çok ihtiyacın vardı aldım getirdim”DEDİ 🙂 Sağolsun, varolsun düşünmüş dedim hay demez olaydım o da nesi sanki bir TAVA var paketin içinde. YOK CANIM dedim. Güldü bana “evet evet çok ihtiyacın vardı bende aldım getirdim” dedi. Bu neydi şimdi benimle dalga mı geçiyordu çünkü evde misafir vardı. Kendime ve keçilerime hakim olmam gerekiyordu ve ” neyse hayatım sanıırm bu bir tava ama ben şimdi bir şey söylemek istemiyorum hele bir paketi açayım” dedim. Çünkü huyum kurusun kızmadan önce neden,niye diye sorarım cevap mantıklı ya da mantıksız ona göre bir tepki veririm. Şimdi de tepkimi paketi açtıktan sonra verecektim. Derken paketi açtım ve içinden gerçekten TAVA çıktı . YUHHH DEDİM! Hem de benim eski tavayı alıp paketlemiş. Olmaz PES yani dedim 🙁 O an tavaya o kadar çok odaklanmışım ki tavanın içindeki asıl hediyeyi görmedim bile 🙂 Misafirlerden biri dayanamadı ve “iyi de tavanın içine bir baksan sanki sana göz kırpıyor” dedi. AAAAAA EVETTTTT sevgili eşim YARATICI OLMAK ADINA asıl aldığı hediyeyi evdeki eski tavanın içine bantlamış 🙂 Hediyenin ne olduğu bana kalsın burada ki önemli nokta hediyenin ne olduğu değil HEDİYENİN NASIL VERİLDİĞİ idi 🙂 Bu sefer oldu ve beni şaşırttı .TEŞEKKÜRLER 🙂

Sizlerinde aklında olsun hediyenin büyüklüğü, küçüklüğü değil de nasıl verildiği sanki daha heyecanlı, şaşırtıcı ve önemli 🙂 Kuru kuruya hediyeyi vermek yerine YARATICI OLMAK inanın beklediğinizden daha güzel tepkiler almanıza yol açar. Zorlayın hayal gücünüzü. PAS TUTMUŞ HAYALLERİ ve YARATICILIĞI yine, yeni ve yeniden çıkarın HODRİ MEYDANA 🙂

Hadi kolay gelsin siz ve hayal gücünüze 🙂

 

 

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon GENİŞ AİLEM İLE TATİL

 

Geniş ailem ile tatil bir harikaydı. On gün nasıl da çabuk geçti! Halbuki bir senedir dilimizdeydi tatil. Ne zaman gideceğiz, nereye gideceğiz, nasıl gideceğiz derken o gün geldi de geçti bile… Güzel anılar biriktirdim belleğimde, yüreğimde.

Oğlum geçen sene ki tatilden sonra her ay hiç aralıksız “ne zaman tatile gideceğiz? Ne zaman denize gideceğiz?” sorularının ardı arkası kesilmedi. Sürekli anneannesinin yakasından düşmedi ve sonuç olarak ALVİN EGE kazandı ve o tatile gidildi. Alvin sayesinde bizlerde tatil yapmış olduk 🙂

Anneanne, dede, teyzeler hep beraber harika bir tatil bıraktık geride. Teyzemler (Gönül ve Tülay teyzem annemin teyzeleri . Varın siz düşünün yaşlarını) kırmadı bizleri ve torunlarının torunu yani DÖRT NESİL olarak tatildeydik.

İki çocuklu olmak GÜRÜLTÜ demek, SEVGİ demek, HEYECAN demek, AĞLAYIŞLAR demek, KAHKAHALAR demek, BAĞRIŞMALAR demek, ÜMİT demek, BEKLEYİŞ demek, SABIR demek…

Unutamayacağım bir kaç anımı buradan sizlerle paylaşarak ölümsüzleştirmek istiyorum. Kızım YAŞAM SU, henüz 2 yaşına yeni girecek ve denizden haliyle biraz ürktü. Genelde deniz kenarı tercihi oldu. Kovası, küreği, tırmığı, şapkası ile kendisince eğlendi ve EĞLENDİRDİ 🙂 DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon AYNA AYNA SÖYLE BANA?!!!

Ayna ayna söyle bana var mı benim İKİZİM? Ya da ayna ayna söyle bana var mı bir BEN DAHA? Ya da ayna ayna söyle bana var mı BENİM GİBİSİ? AYNA CEVAP VERİR ; “Var üstadım var. İkizin! Bir sen daha! Bir senin gibi daha! OLMAZ MI? Hem de yanı başında, burnunun ucunda hah işte dön bak aynı sen 🙂

-Bakıyorum ayna kardeş ama göremiyorum

-Bana bakma üstat, aynaya bakma!

-Yahu soruyu sana soruyorum tabii ki sana bakacağım.

Derken bir mırıltılar kulağıma ilişiyor. Yakınımda, pek yakınımda tam da diğer odada 🙂 Adımlarım sessiz ve bir o kadar da görünmez ilerliyor yan odaya. Yaklaştıkça mırıltılar cümlelere dönüşüyor. Benim sözlerim, benim cümlelerim, benim tavrım, benim ses tonum AMAN ALLAH’IM benim orada ne işim var. Ben şuan yürüyorum, nasıl o odada olabilirim ve konuşabilirim ki! Yok yok henüz delirmedim de o konuşan kim? İKİZİM?

Evde papağan da beslemiyorum ki beni tekrar etsin. Kulaklarımı, gözlerimi dört açıp odaya ilerlemeye devam ederken cümleler yankılanıyor;

“Bak Yaşam Su hiç komik değil. Ben gülüyor muyum? Gülme lütfen komik değil diyorum sana.”

Oy başıma gelenler 🙂 Birincisi henüz delirmemişim, ikincisi bir ikizim de yokmuş, üçüncüsü benden habersiz papağan da girmemiş eve. Aynanın ne demek istediğini şimdi anlıyorum. Bir ben değilim ama bir ben olan, bir beni örnek alan, tekrarlayan, dikkatlice dinleyen ve unutmayan İKİ EVLAT YETİŞTİRİYORMUŞUM. İyisiyle, kötüsüyle benim ufak kopyalarımı bizzat ben, evet evet bir ANNE olarak ben, “AYNA” yapmışım. DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon ŞU’AN VARIZ!!!

ŞU’AN VARIZ, ötesi yok! Bilinmezlikler ile yaşıyoruz. Ne zaman, nerede, nasıl öleceğiz bilmiyoruz. Doğmak kadar ÖLMEK de var. Anı yaşamak, anda kalmak önemli. Şuan var ve bunu doyasıya yaşamak var. Sevmek, sevilmek, tadına varmak, mutlu olmak ŞU’AN  var. Yarın değil, saniyeler sonra neler olacağını bilmiyoruz ki!

Ne kadar ömrümüz var? Kaç yaşına kadar nefes alacağız? Son nefesimizi ne zaman teslim edeceğiz? Gözlerimizi hayata ne zaman yumacağız? Ne zaman beyazlara sarılıp ruhumuzu teslim edeceğiz? Tüm bu soruların cevabını bilseydik ve ona göre yaşasaydık nasıl olurdu? Sanırsam hiçbir şeyi ERTELEMEZDİK değil mi? Atalarımız ne demiş “BUGÜNÜN İŞİNİ YARINA BIRAKMA”!

Bende diyorum ki: “ÜŞENME, ERTELEME, VAZGEÇME! ÇOK GEÇ OLABİLİR!” DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon WC-TUVALET!!!???

Anadilimiz TÜRKÇE, ülkemiz TÜRKİYE. Ben de Türkiye sınırları içinde yaşayan bir vatandaş olarak anadilim Türkçe. Yan dil olarak elbette öğrendiğim ve sempati duyduğum diller var. Güzel ülkemde dil, din, ırk, mezhep gözetmeksizin bir arada yaşamaya çalışıyoruz. Bölünmeden bir bütün olarak!

Marketlerde, bakkallarda, avmlerde veya aklınıza gelebilecek bir çok yerde anadil Türkçe olarak açıklama yazılır ancak uluslararası olsun ve Türkçe bilmeyen vatandaşlar için de opsiyon yaratılarak farklı ülkelerin kullandığı dillere çevirmeler yapılır. Her hangi bir teknolojik alet olsun, yiyecek içecek olsun hepsinin arkasında Türkçe açıklaması yer alırken ikinci ,üçüncü hatta beşinci dile çevirme yapılmış açıklamalar bulunur. Bir itirazım yok elbette.

Bu paragrafa kadar yazdıklarımda bir sıkıntı ya da göze batacak bir konu yok. Ta ki geçen gün bir otelin TUVALETİ ile yüzleşinceye kadar. DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon BAR PSİKOLOĞU/FERHAT AYDIN

İlginç bir başlık olduğunun farkındayım 🙂 Bar psikoloğu “FERHAT AYDIN”. 17 mart 2019 pazar günü “ETKİN KAMPÜS-ANKARA” etkinliği olan “Psikoloji ve Gelişim Zirvesi” seminerine katıldım ve hayatımdaki iyikilerimden biri oldu. İki bebek ile bu tarz organizasyonlara katılmam benim için bulunmaz bir nimet oluyor. Beş katılımcı ve beş farklı kendine has konu başlıklarının olması dikkatimi çekti. Ancak konuşmacılar hakkında pek bir bilgim olmadığı gibi araştırma yapacak vaktim de olmadı, malum iki bebek 🙂 Nasıl olsa gittiğimde tanışacak ve onlar hakkında bilgi sahibi olacaktım. (Aslına bakarsanız pek de huyum değildir araştırma yapmadan gitmek, oldu bir kere)

Konuşmacılardan birinin parantez içinde yazan mesleği dikkatimi çekti; “BAR PSİKOLOĞU”. Tamam anladım da! Da sı var, acaba cidden psikolog mu yoksa kendi edindiği deneyimler ile kendini geliştirmiş biri mi soruları epey bir beynimin içindeki hücreleri kurcaladı. Psikolog ise bar da ne işi var? Ohooooo okuyunca yazdıklarımı, anlayacaksınız niye barlara düşmüş 🙂 DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail

PostHeaderIcon TEKNOLOJİ VE ÇOCUKLARIMIZ

Teknoloji ve çocuklarımız artık bir bütün gibiler. Uzay çağındayız malumunuz 🙂 Bugün oğlumun okulunda “DOĞRU TEKNOLOJİ KULLANIMI”  ile ilgili bir seminere katıldım. Sayın Şirin ŞİNİKÇİ’nin (uzman psikolojik danışman/aile danışmanı) sunumu ile gayet akıcı ve bilgilendirici bir seminer oldu. Özellikle sunuma başlamadan önce bizlere izlettiği “https://www.youtube.com/watch?v=2R65JzfuZeM” video ile konu başlığını daha iyi özümsedik. Videoyu izledikten sonra duygu ve düşüncelerinizi alalım 🙂 Videonun linki açılmaz ise “oyun bağımlısı çocuk” diye aratabilirsiniz. Şirin hocanın savunduğu nokta inanın hoşuma gitti. “YASAKLAMAK DEĞİL” , “KISITLAMAK OLMALI”… Hep savunduğum bir nokta tam da burası. Şöyle düşünün ki bizler yani sizler yani onlar yani hepimiz; herhangi bir şey yasaklandığında daha ÇEKİCİ OLMUYOR MU?!! Daha çok yapmak, yemek, gitmek istemiyor muyuz? Eğer ki yok ben etkilenmem yasaklardan diyenlerdenseniz valla tebrik ederim.

ÇOCUKLAR=DİJİTAL YERLİ; YETİŞKİNLER=DİJİTAL TURİST. Ne de güzel özetliyor değil mi şu an ki yaşadıklarımızı ve ya yaşanacakları… Çocuklarımın tablet, telefon, bilgisayar veya diğer teknolojik aletleri benden daha iyi kullanıyor olmaları ile ÖVÜNMÜYORUM ama YASAKLAMIYORUM DA! DEVAMINI OKU »

Facebooktwittergoogle_pluspinterestlinkedintumblrmail
Son Yorumlar
    Facebook
    Facebook By Weblizar Powered By Weblizar
    Reklam